Su Anda Sitemizde

Kisi Escort Bayan Ariyor

Vitrin ilani vermek icin yeniescort@hotmail.com msn adresini ekleyiniz yada e-posta gonderiniz.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin haftalık olağan grup toplantısında yaptığı konuşmasında şehit yakınlarına, gazilere, terör mağdurlarına ve askerde çocuğu olanlara müjde üstüne müjde verdi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, evladı askerde olan, kendisi de ihtiyaç sahibi olan ailelere, çocuğu askerde olduğu süre boyunca düzenli olarak ayda 250 TL ödeyeceklerini açıkladı.

Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, en son TBMM’de araştırma komisyonu kurulması için girişimlere başladıklarını belirterek, şöyle konuştu:

“Meclis’te çözüm süreci ile araştırma komisyonu kurulması için aslında bizden önce CHP’nin vermiş olduğu bir önerge var. Biz bu arada, ayrıca bir adım attık, çözüm sürecini değerlendirme komisyonu ile ilgili bizim de bir adımımız oldu. CHP milletvekillerine sonra zorla imzalarını geri çektirmiş olsalar da o önerge bizzat CHP’nin verdiği önergedir ve kayıtlarda da vardır. Bunu bir yere gömmek, kaybetmek mümkün değil, çünkü artık o kayıtlara girdi. CHP bu konuda samimiyetsizliğini tekrar sergiledi.

CHP Genel Başkanı’nın çark etme politikasını bu olayla birlikte artık, yasamaya da taşıdığını gördük. ‘Gelin araştırma komisyonu kuralım’ diyorlar, biz ‘tamam kuralım’ dediğimizde mızıkçılık yapıp misketlerini alıp oyunu bozan çocuklar gibi ‘biz oynamıyoruz’ deyip kenara çekiliyorlar. Bununla da yetinmiyorlar. Kürsüyü işgal etmek, şiddet kullanmak, en ağır hakaretler sarf etmek gibi Meclis’e hiç yakışmayan ama CHP’nin üzerine tamda oturan bir tavır sergiliyorlar. Ey CHP, siz hani çözümden yanaydınız, hani çözmek istiyordunuz, hani araştırma komisyonu kurulsun istiyordunuz. Ne oldu, niye vazgeçtiniz, niye kaçtınız, niye çark ettiniz? CHP millete bunun hesabını vermek, izahını yapmak zorundadır. CHP, bu son çarkıyla çözüm konusunda en küçük bir samimiyet taşımadığını tekrar göstermiştir. ‘Allah CHP’yi bu zihin bulanıklığından kurtarsın’ diye dua ediyor, CHP seçmenine de gerçekten samimiyetle sabır temenni ediyorum.”

-Şehit yakını ve gazilere müjde-

Başbakan Erdoğan, çözüm süreci başladığı andan itibaren, üzerinde hassasiyetle durdukları ve her fırsatta da hassasiyetlerini tekrar tekrar ifade ettikleri bir konu olduğunu söyledi.

Bu süreçte şehitlerin hatırasına asla gölge düşürmeyeceklerini, şehit yakınlarının, gazilerin başını asla öne eğdirmeyeceklerini belirten Erdoğan, “Şehitlerimiz nasıl ki bizim kutup yıldızlarımızsa, onların aileleri de bizlere emanetidir. Biz şehit yakınlarının, gazilerimizin ne kadar hassas, ne kadar duygu yüklü bir iklim içinde olduklarını biliyoruz. Muhalefetin sıkça yaptığı gibi o hassasiyeti istismar etmiyor, o duygu yüklü iklimi çirkin bir şekilde kullanmak gibi bir çıkarcılığa asla tevessül etmiyoruz” dedi.

Erdoğan, 10 yılı aşkın süre boyunca, şehit yakınlarına ve gazilere hak ettikleri değeri vermek, emanete en iyi şekilde sahip çıkmak için çok sayıda düzenleme yaptıklarını bildirdi. Geçen yıl Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde Şehit Yakınları ve Gaziler Dairesi Başkanlığı kurduklarını dile getiren Erdoğan, 43 ayrı mevzuata dağılmış şehit yakınları ve gazileri ile ilgili düzenlemeleri gözden geçirdiklerini söyledi. Erdoğan, şehit yakınları ve gaziler ile görüşmeler yaparak,, onlardan gelen talepleri dikkatle ele alarak, geçen yılın temmuz ayında bir dizi düzenlemeyi kanunlaştırdıklarını bildirdi.

Başbakan Erdoğan, 12 Şubat 2013 tarihli grup toplantısında şehit yakınları ve gaziler ile 65 yaşın üzerindeki yaşlılar ve engelliler için önemli düzenlemelerin müjdesini vererek çalışmaları başlattıklarını hatırlatarak, şunları kaydetti:

“İhtiyaçları, talepleri, imkanları gözden geçirerek, şehit yakınları ve gazilerimiz için yeni bir düzenlemeyi de bugünden itibaren başlatıyoruz. Bu düzenleme ile bilhassa vazife ve harp malullerine sağlanan hakların kapsamını da genişletiyoruz. 12 Şubat’ta grup toplantımızda açıkladığımız düzenlemeleri maalesef CHP Genel Başkanı anlayamamış ve haftalarca gaf üstüne gaf yapmıştır. Meseleyi tam olarak idrak edemediği, inceleme zahmetine katlanmadığı için, bizi var olan hakları tekrar vermekle itham etmiştir. Kendisine yapılan düzenlemeleri iyi incelemesini, anlamasını ve bir zahmet anlayarak açıklama yapmasını tavsiye ediyorum. Gerçi böyle bir şeye de girmez, böyle bir derdi yok, zaten o çark sıfatını onun için koydular, boşuna değil.
Terörle mücadele sırasında şehit olanların yakınları ile malul gazilerimizin kendilerinin birer istihdam hakkı bulunuyor. Temmuz ayında yaptığımız düzenlemeyle bu kapsamdaki şehit yakınlarına verilen istihdam hakkını biliyorsunuz ikiye çıkardık. Şimdi ise vazife ve harp malulü kapsamında olan Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu ve güvenlik görevlilerinden hayatını kaybedenlerin yakınlarına iki, malul olanlara ise bir istihdam hakkı getiriyoruz. Böylece silah altında iken veya asayiş ve güvenlik hizmeti sırasında hayatını kaybedenlerin yakınlarını veya malul olan evlatlarımızın yararlanacağı istihdam imkanını eşitlemiş olduk. Ayrıca vazife malullüğü kapsamında bulunan, diğer kamu görevlilerine de bir istihdam hakkı getiriyoruz, bu yoktu. Buna ek olarak, terör mağduru sivil vatandaşlardan hayatını kaybedenlerin yakınlarına veya malul olanlara da bir istihdam hakkı getiriyoruz. Ayrıca bunlardan sosyal güvencesi olanların da maaş hakkından yararlanmasına imkan sağlıyoruz.

Örneğin Güngören saldırısında hayatını kaybeden kardeşlerimizin yakınlarına veya malul olanlara bir istihdam hakkı geliyor, aynı şekilde Bingöl’deki kardeşimize böyle bir hak geliyor. Bu vatandaşlarımız sosyal güvencesi olsun ya da olmasın, ayırım yapılmaksızın maaş hakkına kavuşuyor. Vazife ve harp malullüğü kapsamında olup, daha önce istihdam hakkı bulunmayanlara istihdam hakkı tanıyoruz. Örneğin Afyonkarahisar’daki o talihsiz patlamada şehit olan askerlerimizin yakınlarına, sadece maaş veriliyordu şimdi maaş artı iki istihdam hakkını bu düzenleme ile o şehit yakınlarımızın yakınlarına getiriyoruz.”

-”Bu düzenlemeler ahde vefa göstermenin gereğidir”-

Başbakan Erdoğan, daha önce Terörle Mücadele Kanunu kapsamında olanlar ile asayiş ve güvenlik hizmeti sırasında hayatını kaybeden veya malul olanlara tanınmış olan sanal intibak suretiyle maaş artış imkanını şimdi tüm vazife malullerine sağlayacaklarını belirtti.

Vazife malullüğü kapsamında ek ödeme ile eğitim-öğretim yardımı alamayanlar olduğunu belirten Erdoğan, “Şimdi yeni düzenlemeyle, vazife malullüğü kapsamında ek ödeme ile eğitim-öğretim yardımını bu kardeşlerimiz için de tesis ediyoruz” dedi.

Erdoğan, şehit yakını ve gazilerden su ve elektrik ücretlerinden indirim imkanından yararlanamayanların tamamı, artık bu haktan yararlanma imkanına kavuşacaklarını ifade ederek, ayırım yapmadan tüm şehit yakını ve gazileri bu kapsama aldıklarını söyledi.

Başbakan Erdoğan, vazife ve harp malulü kapsamında olup, faizsiz konut kredisinden yararlanamayanlara da faizsiz konut kredisi imkanı getirdiklerini bildirerek, bu çerçevede hak sahiplerinin 73 bin TL, 20 yıl vadeli faizsiz konut kredisi kullanabileceklerini kaydetti.

-Muhtaç asker ailesine ayda 250 lira-

Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

“1942 yılında çıkarılan bir kanunla, oğul askerde olan muhtaç ailelere belediye ve köy bütçelerinden yardım yapılması şartı getirilmişti. Ancak bu kanun amacı doğrultusunda işletilemedi, bir standart ve süreklilik de ne yazık ki sağlanamadı. Kimi belediyeler bu yardımı yaparken, kimi belediyeler yapmadı veya yapamadı. Köylerde zaten bu imkan hiç kullanılmadı. Şimdi yapacağımız yeni düzenlemeyle, evladı askerde olan, kendisi de ihtiyaç sahibi olan ailelere, çocuğu askerde olduğu süre boyunca düzenli olarak ayda 250 TL ödemeye başlıyoruz. Bir aile düşünün, çocuk askere gidiyor, aile belirlenen kriterlere göre yoksulluk içinde. Düzenlemeyi yaptığımız andan itibaren, bu aileler başvurduklarında ayda 250 lirayı annenin ya da evli ise eşinin hesabını yatırıyoruz. Belediyelerin yardım yapması yolunu da açık bırakıyoruz, ayrıca belediyeler yapacaksa yapsın o bizi ilgilendirmiyor.

Son olarak, bu yeni düzenleme ile 65 yaşını aşmış muhtaç vatandaşlarımıza ve muhtaç engellilerimize yönelik maaş uygulamasının kapsamını da belli kriterler çerçevesinde genişletiyoruz. Tüm bu düzenlemelerin, bize emanet olan şehit yakınlarımıza, gazilerimize, kendilerine hürmetle bağlı olduğumuz yaşlılarımıza hayır olmasını diliyorum. Bu düzenlemeler emanete sahip çıkmanın, ahde vefa göstermenin gereğidir. Her bir hakkın şehit yakınlarımız, gazilerimiz ve yaşlılarımız için, annelerinin ak sütü gibi helaldir.”
Bu arada, geçen ay yanan Altındağ’daki Yunus Emre Çarşısı’nın esnafı, AK Parti Grubu’na katıldı. Esnaf, çarşının yeniden yapılmasına verdiği destekten dolayı Başbakan Erdoğan’a teşekkür ederek, çiçek verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı da çarşı esnafına maddi yardım yapıldığını, vergi borçlarının ertelenmesi imkanı getirildiğini dile getirerek, yeni çarşının Temmuz ayında tamamlanacağını söyledi.

Süper escort Lig’in eski golcülerinden Fernand Coulibaly ülkesi Mali’de yaşanan siyasi kaosu Haber7.com’a anlattı. Coulibaly, Başbakan Erdoğan’ın açlığın pençesindeki müslüman halka yardım etmesini istedi.
Bir zamanlar Süper Lig’de fırtınalar estiren Fernand Coulibaly’nin artık tek derdi, ülkesinde yaşanan iç savaş nedeniyle, açlık ve yoksulluğun pençesinde olan halkına yardım etmek… escort bayan Bunun için yoğun çaba gösteren Coulibaly, Mali’nin eski Cumhurbaşkanı’nın danışmanı olan Fi Sebilillah örgütü lideri Salim Said Drame ile birlikte Türkiye’nin yolunu tuttu.

1994-1995 sezonunda Adana Demirspor, daha sonra Gaziantepspor, Ankaragücü, Vanspor, Denizlispor ve Diyarbakırspor forması giyen Coulibaly, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye’de olduğu gibi Mali’de de sefalet içinde yaşayan Müslümanlara da sahip çıkmasını istedi.

Başbakan Erdoğan’dan silah istemediklerini dile getiren Coulibaly, en azından ekmek için Türkiye’nin yardım elini uzatmasını istedi.

İşte Fernand Coulibaly’nin dilinden Mali’de yaşanan siyasi kaos ve müslüman halkın içler acısı durumu…

Mali’de ne oluyor?

Bütün sorun Fransızlarla başladı… Mali ve Libya çok yakın. Bizi iki komşu ve aynı zamanda dost ülkeyiz. Libya’daki iç savaş sürecinde, Cezayir, Moritanya ve Nijer Kaddafi’ye kapılarını kapattı. Ama biz kapatamayız. Çünkü Kaddafi’nin Mali’ye çok yardımı oldu. Kaddafi Mali’ye yaklaşık 50-60 milyar dolar aktardı. Müslüman okullar var, en az 15-20 tane… Bunların hepsiyle Kaddafi ilgileniyordu.

Mali Cumhurbaşkanı Libya’dan gelen teröristlere kapılarını açtı. Çünkü onlar terörist bile olsa Kaddafi’ye yardım etmişlerdi. Kuzeyde barınan bu guruplar bir kaç ay sonra, Fransa’nın yardımıyla silahlandı. Aynı Afganistan ve Pakistan’da olduğu gibi bölgede tek güç olmak istediler. Terörist gruplar daha sonra güçlenerek üç tane büyükşehiri ele geçirdi. Kadınara tecavüz etti, bankaları soydular. Oysa ki bu gruplar müslüman olduğunu iddia ediyordu. Gerçek Müslümanlar böyle şeyler yapar mı?

Silahlı gruplar bu üç şehiri alarak Mali’nin hemen hemen 3′te 2′sini ele geçirdi. O bölgede şuan okul yok, ev yok. Bölgedeki yaklaşık 700-800 bin kişi ülke dışına kaçtı. Bu yüzden Başbakan Erdoğan’la konuşmak istedim.

Nasıl Müslüman oldu?

Ben Vanspor’a geldiğimde hristiyandım. Ancak Van’da müslümanlığı seçtim. 2 yıl boyunca top koşturduğum Suudi Arabistan’da yapılan onlarca teklife rağmen dinimi değiştirmemiştim. Dönemin Suudi Arabistan Spor Bakanı 200 bin dolar para teklif etti, yinede müslüman olmadım. Çünkü yaşam tarzları bana müslümanlığı iyi bir din olarak göstermiyordu. Vanspor’da müslüman olmayı kendim tercih ettim. Türkiye’de kesinlikle daha iyi müslümanlar var. Arabistan’da paran varsa zenginsen müslümanlık ikinci planda. Alkol yasak olabilir ama zengin isterse içer…

Fransa’nın Mali’deki rolü?

Fransa Mali’ye yardım için geldi. Tabiki karşılığında bir şeyler bekliyor. Mali’de ciddi altın ve petrol rezervi var. Fransa’nın ülkeye yardım için gelmesinin temel nedeni bu madenlere ortak olmak. Fransa kanadından geçtiğimiz aylarda bir açıklama geldi; “Fransa, Mali için 1 milyar Euro harcadı” Biz bu parayı nasıl geri verebiliriz ki? Tek şansımız petrol ve altın…
Başbakan Erdoğan’dan ne istiyorsun? Mektubun ona ulaştı mı?

Türkiye çok güçlü bir ülke, sayın Başbakan’ın yaptığı şeyler ortada. En güzel ekonomi Türkiye’de, burada yaşamak çok kolay. Hemde Başbakan iyi bir Müslüman. Artık Başbakan kimseyi dinlemeden Mali için harekete geçmeli.

Daha önce Başbakan Erdoğan’a bir mektup yazdım. Ancak mektuba bir cevap gelmedi. Mektubun Başbakan’a ulaşıp ulaşmadığından dahi haberim yok. Ama şuan dernek başkanıyla birlikte 10 gündür buradayım. Başbakan’ın kesinlikle bizden haberdar olduğunu düşünüyorum.

1 milyonu aşkın kişi Mali’den kaçtı. Mali’de kalanların ise hali içler acısı; Su yok, ekmek yok… Başbakan’dan en büyük isteğim buradaki insanlara yardım etmesi. Biz televizyonlardan Türkiye’nin Suriye’deki vatandaşlara nasıl yardım ettiğini görüyoruz. Biz de Müslümanız ve bizimde yardıma ihtiyacımız var.

Başbakan’ın ilk etapta ülke içinde ve dışındaki Mali halkına insani yardım ulaştırmasını istiyoruz. Mali’de ev, okul, hastane kalmadı. İkinci etapta bunların yeniden inşa edilmesini istiyoruz.

Mali halkının Türkiye’ye bakış açısı?

Mali halkı, Türkiye’yi Libya gibi, Arap ülkeleri gibi sanıyor. Ben bu yüzden dernek başkanıyla Türkiye’ye gelmeyi tercih ettim. Şimdi onun Türkiye’yi görmesini ve tanımasını sağladım. Şuan Türkiye’nin arap ülkerinden kat kat daha güzel olduğunu ve demokrasinin var olduğunu söylüyor. Ayrıca İstanbul’un Paris’ten bir farkı olmadığını ifade ediyor.

Başbakan Erdoğan’a Afrika gezisinde Mali’ye uğramamasından dolayı kırıldım. Başbakan, Nijer’e gitti. Gabon’a gitti. Neredeyse çevremizdeki tüm ülkeleri ziyaret etti ama Mali’ye gelmedi. Tabiki bizim büyükelçimizinde bu süreçte hataları oldu. Başbakan Erdoğan’la irtibata geçmesi gerekiyordu.

Ben 9 yıl Türkiye’de futbol oynadım. Türkiye’de müslüman oldum. Suudi Arabistan’da futbol oynadığım takım Mekke’deydi. Gidip hac ibadetini yapmak çok kolaydı ama yapmadım. Arabistan’da müslümanlığı benimsemedim. Ben Türkiye’ye inandım, Türkiye’de müslüman oldum. Şuan Başbakan’dan silah istemiyorum, helikopter istemiyorum, en azından ekmek için yardım etsin…

Mali’nin eski Cumhurbaşkanı’nın danışmanı olan Fi Sebilillah örgütü lideri Salim Said Drame’nin açıklamaları ikinci sayfada..

Leave A Comment, Written on Nisan 17th, 2013 , istanbul

Kamu personeline, belediye çalışanına, taşeron işçisine müjdeler içeren çalışma tamamlandı.
Sözleşmeliler kadroya alınacak, memurlara bir derece ve disiplin affı gelecek, uzman olma süresi kısalacak, taşeron firmada çalışanlar haklarına kavuşacak.

Takvim gazetesinin haberine göre hazırlanan tasarı ile getirilen düzenlemeler şöyle:

1) TÜM SÖZLEŞMELİLER KADROYA

Halen görev yapan tüm sözleşmeliler kadroya geçirilecek. Sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi ile, Başbakanlık ve TRT gibi teşkilat kanununa dayalı sözleşmeli çalıştıran kurumlarda sözleşmeliler kadroya alınacak. Sözleşmeli personel uygulaması sona erecek. Mahalli idarelerde görev yapan tüm sözleşmeliler de kadroya geçirilecek. Ayrıca belediyelerde çalışan geçici işçilerin de kadroya geçirilmesi gündemde. KİT’lerde çalışan üniversite mezunu işçilerden isteyenler memur kadrosuna geçebilecek. Özelleştirme mağduru olarak bilinen 4/C’liler de kadroya geçirilecek.

2)MEMURLARA BİR DERECE VERİLİYOR

15 Ocak 2005′ten sonra göreve başlayan memurlara bir derece verilecek. 5289 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerine Bir Derece Verilmesi Hakkında Kanun ile, 15 Ocak 2005 tarihinde görevde bulunan memurlara bir derece verilmişti. 15 Ocak 2005′ten sonra göreve başlayan memurlar ile bu tarihten önce görevde bulunan memurlar arasında ortaya çıkan derece haksızlığı gideriliyor. Getirilen düzenleme ile Devlet Memurları Kanunu’nda yer alan memurların göreve başlangıç derece ve kademelerine birer derece ilave edilecek. Görevde bulunup da bir derece ilavesinden yararlanamayan memurlara bir derece verilmesi düzenlenerek, yıllardır kangren olan sorun çözüme kavuşacak.

3)DİSİPLİN CEZALARINA AF

Memurlara disiplin affı geliyor. Yeni getirilecek düzenleme ile 14 Şubat 2005 tarihinden itibaren işlenmiş fiillerden dolayı verilmiş disiplin cezaları affedilecek.

4) İKİ YILDA UZMANLIK

Halen, Hazine, planlama ve Başbakanlık gibi kurumlara, uzman yardımcısı olarak atandıktan sonra 3 yıl sonunda hazırladığı tezlerde başarılan olanlar, yeterlik sınavına girerek uzman kadrolarına atanılabiliyor. Uzmanlığa atama süresi 2 yıla indiriliyor.

5) TAŞERON İŞÇİSİNE TAZMİNAT VE YILLIK İZİN

Kıdem tazminatı ve yıllık izin konusunda şikayetleri olan taşeron işçilerinin yüzü gülecek. Kamu kurum ve kuruluşlarında alt işverenlerin yanında çalışan işçilerin kıdem tazminatları, kamu kurum ve kuruşlarında geçen hizmet süresi esas alınarak, son çalıştığı kurum ve kuruluş tarafından ödenecek. Aynı işyerinde çalışmasına rağmen alt işvereni değişen taşeron işçileri bir yılını doldurmaları halinde yıllık izine hak kazanabilecek.

Paris’te yaşayan ünlü medya partronu Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan, hakkında merak edilen sorulara yanıtladı. Her sözüyle, Türkiye’nin yakın tarihindeki bir noktayı aydınlattı
İşte bir döneme damgasını vuran Uzan’ın söyledikleri…

SORU:Cem bey ismini verdiğiniz gazetecileri tanıyoruz mesai arkadaşlarımız…28 Şubatta olduğunu söylediğiniz bir ismi daha sonra gazetenizin başına getirmediniz mi?

(Başını saylayarak) Fatih Çekirge’yi kastediyorsunuz… Evet…Getirdim…Cem Uzan burada TAKVİM ekibinden bir kahve içmek için izin istiyor.

Bir dakika kamerayı durdurabilir miyiz? (Gülerek)Kahve isteyeceğim…(Kahkaha atarak)

Neden Fatih Çekirge’yi aldık? O gün itibari ile baktığımda,bu bir basın dedikodusu değil ama, anektotlar bunlar.. Hatıralar…

Büyük bir yatırımla gazeteyi kuruyorum. Gazeteyi çıkaracağım.. Kim var? Zafer Mutlu.. Dinç Bilgin’de… Ertuğrul Özkök var,Aydın Doğan ile… Ne yapacağız peki? Kim olabilir ne olabilir? Peki 2 numaralara bakalım… İki numaralarda en cazip,en etkin,en potansiyeli olan kim var? Ve oradan yola çıkaraktan,şimdi şunu sakın zannetmeyin ki, patronda bütün kararları kendisi veriyor…

Tabii bir değerlendirme sürecinin sonucunda,son karar, son söz bir patrondan geliyor ama,her kararda illa ordan gelmiyor.Oluşma süreci ordan gelmiyor.

SORU:Gazeteciler patronları kandırıyorlar mı?

Yok hayır..O anlamda söylemiyorum.Tabiiki herkes herkesi kandırabilir ama..
Vahit Alpata o zamanlar bizim medya grubunun başında.. Vahit’in de tavsiyesi ile Fatih Çekirge’ye odaklandık ve Fatih Çekirge’yi öyle transfer ettik.

SORU:Bu transferlerde askerlerle ilişkisinin payı veya rolü var mı?

Cem Uzan bu soruya yanıt vermeden önce,dudaklarını büzdü ve şöyle yanıt verdi.

-Şimdi bakın şöyle,hayır…Çünkü ben 28 Şubat sürecini hem biliyorum,ama yaşamadım.Neden derseniz.Çünkü Londra’dayaşıyordum o dönemde.Yani Türkiye’de yaşamıyordum.Zamanımın büyük bir bölümünü Londra geçiriyordum.

Orda evim vardı,işim vardı,ofisim vardı,şuyum vardı,buyum vardı…

“GÜL VE ERDOĞAN I BEN EKİDEN BERİ T ANIRIM VE MEDENİ BİR İLİŞKİMİZ VARDI”

2002-2003′e geri dönelim. Bugünkü siyasi yapı oluştu. Ve ya benzeri bir siyasi yapı oluştu. Ak Parti iktidara geldi. Ki Sayın Erdoğan ve sayın Gül benim eskiden de tanıdığım insanlardı. Eskide de son derece medeni ve samimi ilişkiler içinde olduğum insanlardı.

Siyasetin doğasında tabii ki rekabet vardır. O rekabet süresinde siyabetle haşır neşir olurken, büyük bir komplo ile karşı karşıya kaldım. Ve maruz görün sayın başbakan kendi dönemini ustalık dönemi olarak tarif ediyor ki katılıyorum. Ondan önceki çıraklık diyordu. Ona da katılıyorum. İlk dönemine biraz acemilik diyor heralde. Başbakanın da yeni iktidara geldik diyor.

Dikkat ederszeniz Martta milletvekili seçildi,hükümeti kurdu.Hemen akabinde bana karşı kurulmuş bir komplonun içinde buldum kendimi.Ben ve bütün ailem.
Bunun bir perde arkası var,birde perde önü var.Perde önünü anlatayım.Perde arkasını da anlatacağım.

SORU:SİYASETE SOYUNMA YANLIŞ ANINMIŞ BİR KARAR MI?

Hayır. Neden biliyor musunuz. Bakın…

Bir önceki seçimlerde siyasete giriyordum.Tansu Çiller ile konuştum.DYP’den girmek üzere.. Tamam.
Anlaşamadık bazı şartlarda.orada bazı yanındaki insanlar ona bazı açıklamalarda bulundular veya tavsiyelerde bulundular.Anlaşamadık…

Bende bu kararımı bir sonraki seçime erteledim.Ben 2002′de partiyi kurduğumda seçim kararı alınmamıştı.Erken seçim yoktu.Erken seçimin olmasına bir ayı ben sağladım.

“RODOS’TA İKTİDAR PAZARLIĞINI BELGELEDİM.BÖYLECEE 2002′DE ERKEN SEÇİM OLMASINI BEN SAĞLADIM”

Çünkü o zaman STAR’da çalışan arkadaşlar hatırlarlar. Aydın Doğan, Ertuğrul Özkök ve Özer Çilleri Rodos’ta pazarlıkta yakaladım. İktidar pazarlığı,koalisyon pazarlığında yakaladım. Aydın Doğan’ın yanında olması gereken ve o gün olmayan,yani aydın Doğ4an kimin adına pazarlırk ediyordu? Mesut yılmaz adına pazarlık ediyordu.

Bahçeli çıkarılacaktı, MHP düşürülecekti. Mesut yılmaz, Doğru Yol Partisi ve Hüsamettin Özkan ile bir koalisyon kurulacaktı. Pazarda fotoğraflarla ben nasıl takip ettirdiğimi, yakalattığımı ben biliyorum.

Sen medyanın içinden geliyorum biliyorsunuz.

SORU:ECEVİT TE DEVRE DIŞI MI BIRAKILACAKTI?

Ecevit’te devre dışı bırakılacaktı.ecevit’in sağlığını hatırlayın.200-2001 senesinde.Tamam.Şimdi oradan bu yapılan olay bir nevi erken seçimi getirdi.Bahçeli fotoğrafları gördü,ben seçime gidiyorum eddi.

“LEVENT ERSÖZ GÖRÜŞMEYİ KAYDA ALMIŞ”

Ocak sonu- Şubat başı. Aradılar Ankara’dan bürodan, Şener paşa sizinle görüşmek istiyor.

Gittim, bir yerden aldılar beni götürdüler. Çıktım. Paşanın ofisine benzemiyor. Paşayı hayatımda gördüğüm veya paşa ofisine gittiğim için değil, ama yani ofisin şeyinden baktım, biryere aldılar beni. Ben görüşeceğim sizinle dedi, Levent Ersöz. Baktım yanında birisi oturuyor, ismini hatırlamıyorum, sivil birisi vardı.

Başladılar oradan havadan sudan, dedim ki, ne istiyorsunuz siz benden? Neden buradayım?

Beyefendi siz kimsiniz ve ben niye sizin ofisinizdeyim? Ben jandarma komutanı çağırdı diye geldim.

Oradan buradan konuşuldu, işte o iktidar o, şu bu falan filan. Orada benim çok önemli bir lafımvar. “Tankları yürütmek istiyorsanız, o benim işim değil” dedim. “Ben o işlere karışmam” dedim.

SORU: Oysa ikinci iddianamede, tam tersi, yanılmıyorsam, Şener Eruygur’a darbe yaparsanız yanınızdayım anlamına gelecek…

Hayır, hayır, hayır. “Ben o işlere karışmam” dedim. Karışmaya niyetli olan 28 Şubat’a dakarışır. Ben o işlere karışmam. Ben demokrasiye inanan bir adamım. Kabul edersin etmezsin. Aynı fikirde olursun olmazsın. Fikrine güveneceksin…

SORU: Sizden para mı istediler?

Hayır, ne istediklerini bilmiyorum, ben o kadar kapalıydım ki, bu çerçevede bitti konuşma.

Bunu da paşa mı kaydetmiş?

Bunu Ersöz kaydetmiş.

DİLER: Ama bunları söylüyorsunuz?

- Hayır gittim mi? Gittim. Niçin gittim? Böyle böyle olduğunu zannettiğim için gittim. Kumpasa gelmişim.

Olabilir, tamam. Bunları dedim mi? Dedim. Sen misin diyen? Evet benim. Tamam. Ne kadar sürer bunun sorgulaması?

20 dakika..

SORU Yani siz o kayıtta, siz tankları yürütmek isterseniz ben o planın içerisinde değilim dediniz?

“Yokum ben, beni ilgilendirmez”dedim. Bizim kulakları çınlasın, Bir Demet Tiyatro’da Mükremin’in bir lafı vardı.”Bu iş beni aşar cumhur abi..”Tamam.. Bu iş beni aşar…(Gülerek)

”Ergenekon” davasında, tutuksuz yargılanan 19 sanık hakkında ”yakalama” kararı çıkarılması, 6 tutuklu sanığın da tahliyesi istendi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı Mehmet Ali Pekgüzel, aralarından Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, eski sendika yöneticisi Mustafa Özbek, Muhittin Erdal Şenel, emekli Orgeneral Kemal Yavuz, eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz, Prof. Dr. Erol Manisa, eski rektörler Prof. Dr. Mustafa Abbas Yurtkuran ile Ferit Rıza Bernay ve Ferit İlsever’in de aralarında bulunduğu tutuksuz yargılanan 19 sanık hakkında yakalama kararı verilmesini talep etti.

Pekgüzel, mütalaasında tutuklu yargılanan Fatma Cengiz, Bülent Sarıkahya, Ulaş Özel, Oğuz Bulut, Mehmet Zekeriya Öztürk ve İbrahim Özcan’ın da tahliyesine karar verilmesini istedi.

Şahan Gökbakar, ‘Celal ile Ceren’ filmi üzerindeki tartışmalara Çamaşırhane Film Yapım olarak aşağıdaki açıklamayla tepki gösterdi:
18 Ocak’ta vizyona giren ve henüz ilk iki haftasında 2 milyonu aşkın izleyiciyle buluşan Şahan Gökbakar’ın yeni filmi Celal ile Ceren hakkında, IMDb tarafından dünyanın en kötu filmi seçildiği ile ilgili dedikodu haberler basında yer almıştır.

İşin aslı şudur ki, Internet Movie Database (İnternet Film Veri Tabanı), kısaca IMDb, yeryüzündeki tüm ülkelerin ve tüm dönemlerin sinema ve televizyon filmleri hakkında bilgiler barındıran halka açık bir veritabanıdır. Üye dahi olmaya gerek kalmadan, IMDb sitesini bilgi amaçlı kullanan insanlar, aynı zamanda IMDb veritabanında yer alan filmler ile ilgili anket mantığında beğeni oyları da kullanabilirler. Dolayısı ile IMDb kurulus olarak , dünyanın en iyi filmleri ya da dünyanın en kötü filmleri tarzında herhangi bir seçim, sıralama, belirleme ya da açıklama yapmaz. Bu tip haberler tamamı ile asılsızdır.

Malesef, kötü niyetli kişiler tarafından, aslında kamuoyunun gerçek düşüncesini yansıtılmış gibi gösterilip, herhangi bir filimin IMDb puanı olumlu veya olumsuz yönde kolaylıkla manipüle edilebilmekte ve saptırılabilmektedir. Özetle herhangi bir film bir numaraya da çıkartılabilir, ya da sonuncu sıraya da düşürülebilir. “Celal ile Ceren” filmine yapılan bu tip bir saldırı yarın herhangi bir filme de yapılabilir.

IMDb sitesinde kullanılan yapılan oylamaların ilk günlerinde gelen oylar 10 üzerinden 7 beğeni puanı alan “Celal ile Ceren”, ilerleyen günlerde, kendilerini sözlük yazarı olarak nitelendiren, çesitli mesaj-panosu sitelerine üye olan, kimlikleri dahi belli olmayan kişiler tarafından organize edilen planlı ve örgütlü bir saldırıya maruz kalmıştır. Bu kişiler, sahte email hesapları da oluşturarak, filmin IMDb beğeni skorunu aşağıya çekmek amaçlı oy kullanmaya başlamışlardır. Hedefleri “Celal ile Ceren” filmini , IMDb veritabanında tüm zamanların en kötü oy almış son 100 film listesinde 1 numaraya oturtmak olan kötü niyetli kişiler, filmin puanını 7 beğeni puanından 1.6 beğeni puanına çekene kadar oy kullanmışlardır. Hatta hızlarını alamayan bu kötü niyetli grup, “Celal ile Ceren” filmini listede en aşağıya çekebilmek için, o listedeki diğer filmlere de 10 puan oy vermek suretiyle, diğer filmlerin beğeni puanlarını yukarı çekip, ayrı bir manipülasyona da neden olmuşlardır.

Planlı ve örgütlü şekilde kamuoyu fikrini yanıltmaya teşebbüs eden ve ticari itibarımızı zedelemeye çalışan, henüz kimlikleri belirsiz kişiler ve bu tip saldırı planlarına ev sahipliği yapan internet siteleri imtiyaz sahipleri ve yöneticileri hakkında gerekli yasal işlemler başlatılmıştır. Bu tip örgütlü hareketler, internet üzerinde yapılmış olsa dahi, organize suç niteliği taşıdıkları bir gerçektir.

Trajikomiktir ki, ana hedefleri “Celal ile Ceren” filmini son 100 film (bottom 100) listesinde 1 numara yapmak olan kötü niyetli kişilerin bu planı bozulmuştur. IMDb, kullanılan oyların sahte ve örgütlü bir yapıda olduğunu tespit ettiği için, ilk tedbir olarak “Celal ile Ceren” filmini söz konusu Bottom 100 listesinden çıkartmıştır .Yine her zamanki gibi kötü niyetli kişiler emellerine ulaşamamış, anlamsız uğraşları boşa çıkmış ve yine kaybeden olmuşlardır.

Henüz kimlikleri belirsiz bu Internet korsanlarını ve ev sahipliği yapan internet sitelerini kamuoyu önünde kınıyoruz. Konuyu yeteri kadar araştırmadan eksik haber yapan haber sitelerini de sorumlu olmaya davet ediyoruz. Planlı ve kötü niyetli şekilde organize edilen bu durumu, “Celal ile Ceren” sinema filminin ve diğer tüm Türk filmlerinin yapımında, dağıtımında ve gösteriminde emeği geçen TÜM SİNEMA SEKTÖRÜ ÇALIŞANLARINA yapılmış bir SALDIRI ve ÇALIŞANLARIN EMEKLERİNE SAYGISIZLIK olarak değerlendiriyoruz. Kendi yaşadıkları ülkeye ihanet ederek, bir TÜRK filminin IMDb gibi uluslararası bir veritabanında beğeni notunu KÖTÜ NİYETLİ ve PLANLI şekilde aşağıya çekmeye çalışanların, aslında TÜRK SİNEMA SEKTORÜ’NÜN düşmanları olduğunu düşünüyoruz.

Bu tip kötü niyetli ve anlamsız oluşumlara, her nerde ve ne zaman yaşanırsa yaşansın, sağduyulu halkımız gereken cevabı vermiştir. Nitekim Celal ile Ceren henüz ilk iki haftasında 2 milyonu aşkın sinemaseverle buluşup, halkımızdan hak ettiği beğeni puanını almıştır.

Gazeteci Didem Tuncay, Büyükelçi Ricciardone ile buluşmak için elçiliğe gelmişti. Didem Tuncay’ın annesi ile birlikte dışarı çıktığı ancak annesinin elçiliğe gelmeyerek, farklı bir yerde beklemeyi tercih ettiği ortaya çıktı
Uzun yıllar NTV’de diplomasi muhabirliği yapan Didem Tuncay (38), bir süre önce bu görevinden ayrıldı. Yurtdışında yaşayan kardeşiyle ABD’de buluşmak üzere sözleşen Tuncay, dün de uzun yıllardır tanıdığı ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ricciardone ile çay içmek üzere sözleşti. Tuncay, personel kapısı olarak bilinen 2 Nolu Giriş Kapısı’na geldi. Burada randevusu olduğunu söyleyen Tuncay’a, oturması, bir görevlinin gelerek kendisini ana binaya götüreceği bildirildi. Tuncay, beklerken patlamaya yakalandı.

Elçilik görevlisi taşıdı
Patlamanın ardından elçilik binasında toz dumana karışırken, bir elçilik görevlisi Didem’in yardımına yetişti. Güvenlik görevlisi, Tuncay’ın yanına koşarak hemen yüzünü sildi ve başından aldığı yaranın durumuna baktı. Tuncay, ambulansa da aynı görevli tarafından bindirildi. Önce Güven Hastanesi, buradan da Numune Hastanesi’ne getirilen Tuncay’dan haber gelene kadar güvenlik görevlisi de yoğun bakım kapısında bekledi.
Tuncay’ın dün elçiliğe kadar annesiyle geldiği öğrenildi. Tuncay, ABD Büyükelçisi ile görüşmek üzere beklerken annesi Meral Tunay da elçiliğin arka sokağındaki Türk Amerikan Kültür Derneği’nde bulunuyordu. Patlamayı haber alır almaz elçiliğe koşan Meral Tuncay’ın yüreğine, “Bir kadın yaralı var” denilince ateş düştü.

Annesi hissetti
Anne Tuncay, o sırada ismini öğrenemediği yaralının kızı Didem olduğunu hissederek Ankara’daki hastaneleri dolaşmak üzere yola çıktı. Bu sırada Didem’in iş arkadaşı NTV Muhabiri Miray Akdağ Uluç ile karşılaştı. Anne Tuncay ve Uluç, ilk olarak geldikleri Numune Hastanesi’nde yaralının isminin “Didem Tuncay” olduğunu öğrendi. Anne Tuncay ve Uluç acil servis yoğun bakıma çıktıklarında Didem’i gördü.
Anne Tuncay, kızının yaralı olduğunu görünce fenalaştı. Hastaneye gelen baba İsmail Tuncay, anne Meral Tuncay’ı teselli etti. Didem, yoğun bakımda yatarken gazeteci arkadaşları da hastaneye akın etti. Tuncay ile Ricciardone’nin önceki gün Türk Eğitim Derneği’nin (TED) 85. kuruluş yıldönümü nedeniyle verilen resepsiyonda karşılaştıkları ve çay içmek için sözleştikleri öğrenildi.
Tuncay ailesi, patlamanın ardından yapılan haberlerde Didem’in isminin kullanılmamasını istedi. Aile, Didem’in yurtdışında bulunan kardeşinin olayı medyadan öğrenmesini engellemeye çalıştı, ancak başarılı olamadı. Aile, Tuncay’ın kardeşine ulaştığında kardeşi, olaydan haberi olduğunu, internet haber sitelerinde okuduğunu ve Türkiye’ye gelmek üzere yola çıkacağını söyledi.

Hayati tehlikeyi atlattı
Numune Hastanesi’ne getirildiğinde hayati tehlikesi bulunan Didem, saatler içerisinde kendini toparladı. Hastanenin uzman kadrosunun müdahalesiyle hayata dönen Didem, sağ gözünün üst bölümüne şarapnel saplandı. Görme yetisini kısa süren kaybeden Didem’in durumunun 24 saat sonra daha iyiye gideceğini belirtildi. Doktorlar, iç kanama olmadığını, 24 saat sonra sağ göze bir operasyon yapılacağını açıkladı. Akşam saatlerinde TBMM Başkanı Cemil Çiçek de Didem’i ziyarete geldi. Yoğun bakım ünitesine alınmayan Çiçek, Didem’in babasına geçmiş olsun dileğinde bulundu. hastaneden ayrıldı.
Vize almaya gelmişti
Patlamada elçilik çalışanı Mustafa Akarsu ile canlı bomba Ecevit Şanlı öldü. Uzun yıllar NTV’de diplomasi muhabirliği yapan, yüzlerce kez ABD Büyükelçiliği’ne görevli olarak gelen gazeteci Didem Tuncay, yurtdışındaki kardeşiyle ABD’de buluşmayı planladığından bu kez vize almak için geldiği elçilikte saldırıya yakalandı. Tuncay, elçiliğe geçmek için nizamiyenin içerisinde oturduğu sırada meydana gelen patlamada ağır yaralandı

Bulgaristan ve Romanya vatandaşları üzerindeki serbest dolaşım yasağının 2014’te kalkmasından sonra göçmen akınını engellemek için ‘negatif reklam’ kampanyasına hazırlanan İngiltere gafil avlandı
Romanya’da haber sitesi Gadul, bir reklam ajansıyla işbirliğine giderek İngiltere’ye “Size muhtaç değiliz” mesajı gönderdi.
Kampanya için hazırlanan posterlerde “Kadınlarımızın yarısı Kate (Middleton) gibi, öbür yarısı da kızkardeşi gibi gözüküyor”, “İkliminiz kötü, işiniz ve eviniz yok mu? Durum kötü gözüküyor. Niye yaşamak için buraya gelmiyorsunuz?” ifadeleri yer aldı. İngiltere’de Migration Watch’un (Göçmenlik Gözlem Kurumu) yaptığı araştırmalara göre her yıl 50 bin Romanya ve Bulgaristan vatandaşının İngiltere’ye gelmesi bekleniyor.

Gündem bu kadar yoğun olunca, nedense bir bezginlik duyuyorum. Yaşam enerjim sönüyor. Tabii herkesin gündemi farklıdır.

Benim gündemimde ise; PKK ile yapılan görüşmeler, Suriye’de yaşanan kıyamet, Kutlu Doğum günleri, tutarsız hava sıcaklıkları, yaz güneşi altında beklenen müthiş kış senaryoları, hala atlatamadığımız yılsonu hengâmesi, yaklaşan karne tatili, sezon sonu indirimleri, peş peşe gelen medyatik ölümler Paris’te öldürülen PKKlılar, M. Ali Birand, Toktamış Hoca, Deprem Dede, yazar Metin Kaçan…

Saymaya devam etsem belki de sonu gelmeyecek. Üstelik bunların arasında benim duygu geçişlerim yok. Ama eminim konu geçişlerinden siz bu hususu gayet iyi anladınız.

İnanın bana bu ağır, kasvetli günlere hafta sonu geç saatlere kadar uyuma hayali ile göğüs gerdim. Zira benim kaçış yerim her zaman uykunun yumuşak sıcaklığı olmuştur.

Ama gelin görün ki cumartesi sabahı her zamanki saatte gözlerim yine cin gibiydi.
Sinir oluyorum bu duruma.

Uyandıktan sonra tekrar uyumak ne mümkün.
Karnım acıkıyor, canım çay çekiyor mecburen kalkıyorum.
Sonra da gün nasıl bitiyor anlamıyorum bile.
Bu defa inat ettim, uyumasam da yataktan çıkmaya hiç niyetim yoktu.
İyide oldu. Okuduğum kitaplara ara verip tam dört tane film seyrettim.

Hepsi de Oscar adayı filmler.

Bu sene fark ettim ki hep eski filmleri izlemişim. Vizyon filmlerinden bir ikisi hariç çoğunu görmedim. Bu yüzden Oscar adayları arasında adı geçen filmler bana yabancıydı.

Bu yıl seyrettiklerim arasında en çok beğendiğim film neydi biliyor musunuz?
“Before Sunrise – Before Sunset” ikilemesi. Tam dokuz yıl arayla çekilmiş. Ethan Hawke muhteşem. Ben önce ikincisin,i sonra ilkini ve yeniden ikincisini izledim.

Yok, böyle bir romantizm.

Aslına bakarsanız bu kadar romantik bir erkeğinde yaşadığına inanmıyorum.
Ancak kadın ruhunu çözmüş bir film o kadar.

Bana yuh! Dedirten filmi de söyleyeyim.
İlkini çok beğendiğim, ülkemizde çekilen ikinci bölümüyle tam bir hayal kırıklığı yaşatan Taken 2 oldu. Oysa ilki muhteşem aksiyonu ve zekâ fışkıran sahneleri ile gerçekten izlenmeye değer bir film.
Ancak ikincisi tam bir hayal kırıklığı.

Allahım! Bizim bile çocukluğumuzdan hayal meyal hatırladığımız eski yeşil polis üniformalarını, hacı murat polis otomobillerini nereden buldu bu süper zeki Hollywood sinemacıları.

Gelelim bu yılın Oscar adayı filmlere.

Önce Bollywood filmi olan Pi’nin Yaşamı’nı izledim. İzlenmeye değer. Ama sadece o kadar.
Sonra Ben Affleck’in hem yönetmenliğini yaptığı hem de oynadığı, bazı sahnelerinin İstanbul’da çekildiği Argo’yu seyrettim.
Çok sıradan bir Amerikan filmi. Ben Affleck’in o sakallı, suratsız halini de hiç beğenmedim.
En bildik hikâye ise; kuzey güney savaşı ve köleliğin kaldırılması ile ilgili Lincoln filmi.
Çok uzun ve çoksıkıcı. Steven Spielberg filmi olan Lincoln’de tek iyi şey Daniel Day Levis’in performansı. Kaldı ki bu bile filmin sonunu getirmenizi garanti etmez bence.

En eğlenceli film ise bir romantik komedi olan Umut Işığım.
Oda yeni şeyler söylemiyor. Güzel kız, yakışıklı oğlan biraz dram biraz dans ve mutlu son.
Ama eğlenceli vakit geçirmenizi sağlıyor.

Sizin için önereceğim filmler bu haftalık bu kadar.
Umarım sizin gündeminiz daha renkli, günleriniz daha mutlu geçer.

Zayıflamak için kararlıysanız bu 21 bilgiyi mutlaka aklınızda tutmalısınız. Çok yakında siz de o kıskandığınız zayıf kadınlar kadar ince olacaksınız.
Eğer siz de zayıflamaya çalışıp, bir türlü beceremeyenlerdenseniz Uzman Diyetisyen Serkan Tutar 21 sağlıklı diyet sırrını sizin için açıklıyor
Hepimiz fazlalıklarımızdan şikayetçiyiz. Bazılarımız, hayatlarını birçok güzel yiyecekten mahrum kalarak geçirmelerine rağmen, diğerleri “oburca yemelerine” rağmen kilolarını korurlar.

Eğer siz de zayıflamaya çalışıp, bir türlü beceremeyenlerdenseniz Uzman Diyetisyen Serkan Tutar 21 sağlıklı diyet sırrını sizin için açıklıyor.
Siz zayıflamak istiyorsanız, ilk olarak dolabınızı zayıflatmalısınız. Tam yağlı ürünler yerine, light ürünleri tercih etmeniz günlük 200 kalori daha az almanızı sağlayacaktır.
Tam tahıl ekmeğinin kalori miktarı, beyaz ekmekten çok farklı olmasa da sağlamış olduğu tokluk süresinin uzun olması en önemli avantajdır
Belirli saatte uyumak ve uyanmak, vücut saatinizin düzenli çalışmasını sağlayacaktır. Bu durum metabolizma hızınızın düşme tehlikesini ortadan kaldırır. Gün içerisinde uyumak (özellikle dolu mide ile) ise metabolizma hızınızda ciddi düşüşlere neden olabilir.
Kahvaltısız başlanılan günü kaybedilmiş bir gün olarak düşünebiliriz. Özellikle uyandıktan sonra bir saat içerisinde kahvaltı yapmak metabolizma hızının düzenli olarak çalışmasını sağlar
Kahvaltı günün en önemli öğünüdür. Bu sebeple tüketilen besinlerin içeriğine dikkat etmek gerekir. Peynir, ekmek, domates, salatalık, yeşillik, 4-5 zeytin ve yumurta en sağlıklı kahvaltı öğünüdür. Reçel, kakao kreması, bal ve kaymak gibi besinleri tüketmek hem fazla enerji almanızı hem de kilo vermenizi zorlaştıracaktır.
Zayıflamak için atıştırmalıklar şarttır. Önemli olan doğru zamanda doğru atıştırmalık seçimleridir. Şekerli besinler, kek, pasta, çikolata gibi besinler yerine kuruyemişler, kuru meyveler, ekmek, peynir, yoğurt, ayran ve meyveleri tercih edebilirsiniz.

escort bayan, eskort istanbul is proudly powered by WordPress and the Theme Adventure by Eric Schwarz
Entries (RSS) and Comments (RSS).

escort bayan, eskort istanbul

istanbul escort bayanlar

 Ak